27 Kasım 2012 Salı

i know its over..


Dinlemeyi sevdiğim herkesten hemen herseyi dinlemeyi de seviyorum, katılmasam da kızsamda hayata dair paylasacaklari yasanmisliklari varsa eger karsımda ki insanin uzunca anlatsın beni de dusundursun isterim hep. Birinden dinlemistim sevmek, hayat paylasmakla ilgili bisiler…
“insan ne kadar az severse kendini, en cok o zaman seviyor sanırım baskasını...” diyerek kafa göz girmisti konuya; 
“en cok o zaman ihtiyac duyuyor insan sevmekten cok sevilmeye galiba... kendini sevmiyorsun daha buyuk bi yuk dusunebilirmisin baskasıyla paylasmaya ihtiyac duyabilecegin?
iyi hissetmek, hala sende de sevilecek bisiler kaldıgını, yada zaten oldugunu duymak ,bilmek, inanmak en önemlisi hissetmek istiyor insan…
yasadigin hayattan, yaptiklarindan memnun degilsen, baskalarinin mutluluklari hep siranin daha önünde yer alıyorsa mecburi sorumluluklar yuklenmisken omuzlarına, herhangi bi canli icin hayatta kalma mücadelesi olarak adlandrılacak sürec senin ömrüm olarak kabul goruyorsa; o siralar cok seviyorsun sanırım baskalarini, sen haricindekileri, geri kalan herkesi! Seni sevsinler istedigin icin belki de. İste en cok o zaman seviyor bir adam bir kadını. Cok tanımadan seviyor hatta bilmeden. Seni anlayacak insanlara ihtiyac duydugun zamanlarda seni anlayan, yanında olan seni seven bi kadın! Hemde herseyinle! Kendine olan kızgınlıgın, icinde yasattıgın hayal kırıklıkların orda degilmis gitmisler yoklarmıs gibi. Guclusundur yeniden, gücün yeter herseye, yeniden gidersin alayına! Kendini dusunmezsin eskisi kadar artık, daha az yargılar, daha az kızarsın kendine. Onun, senin onu sevdigin kadar sevmesine bile gerek yoktur seni, hatta cok sevmesine dahi gerek yoktur, sana öyle hissettirse kendini kandırabilsen bir süre yeter sana.  İste en cok o zaman seversin bir kadını, sevmekten cok sevilmeye ihtiyacın oldugu icin cok seversin.! Bana katılmazmısın bu konuda ´kendini cok seven insanlar, sen ben kadar sevemezler baska seyleri, kendilerini severler zaten hemde herseyden cok, neden sevsinler ki baskalarını senin, benim sevdigim gibi?!´ Yasım cokta yok benim ama cok yasadım kendimce, cevremde cok yasadım diyenlere göre, ben böyle gordum arkadas, en cok sen ben gibiler severler! Kendimizi sevmeyiz cunku tek mutluluk vardır bizim icin sevdigimiz insanın mutlulugu. Unutmusuzdur bile gercek mutlulugu, o yuzden baskasını severiz biz, hemde cok severiz. Anasını sevmeyene kızarlar keza babasını sevmeyene de, ayıplarlar söyletmez anlamazlar; ama kendini sevmeyenlerin farkına bile varmaz kimse, söyleyemezsin bile ben kendimi sevemiyorum, oldugum adamı sevmiyorum die! Kendin bile sevemedigin bir adamı baskası sevsin istersin, belki  o zaman sende yeniden seviyormus gibi yapabilirsin diye . İste o yuzden baskasını severiz biz, hemde cok severiz.!”

Uzun süre sustum, dusundum, sindirdim diyemem sindirmeye calıstım aslında…
Gördügüm rüya geldi aklıma; Amerikadaydım yine yazdı Agustos sanki, rüya ya iste beni arıyorlarmıs Amerikada! FBI ajanları filan varmıs beni takip eden. Baskın yapıyorlar, kapıları kırıp ellerinde silahlar; alıp goturuyolar. Evde yalnız da degilim kalabalıgız ruyamda. Artık olan bitene, basıma gelenlere o kadar alısmısım ki buna da cok sasırmıyorum rüyamda olsa bile! Bu nasıl rüya demiyorum! Tek kisilik hucreye koyuyorlar beni, bir basıma herkesten ayrı hapisane de bile olabilecek en tenha en yalnız köseye. Belki de onlar bile bikac gun sartlar ne olursa olsun yalnız kalırsam iyi gelir bana, biraz kendimi dinlerim diye dusunuyorlar. O kadar mı yakından izlediler acaba beni, onlar bile mi anladılar yorgulugumu, bıkkınlıgımı, mutuszlugumu diye ruya icinde ruya görüyorum. Ne olacagımı bilmiyorum, sucumu da kestiremiyorum aslında, konusamıyorumda kimseyle duvara bakıyorum sessiz sessiz. Olmaması gereken bişiler hissediyorum ama, sadece bi insanı dusunuyorum o sırada, sadece biran önce ona ulasmak haber vermek istiyorum.

FBI ajanlarıyla gecen sorgular, 4 duvar, tek sıra beton oturaktan kaldırıyorlar beni 2 gun sonra, cıkabilirsin diyorlar, ama ulkene don durma buralarda. Cıkıyorum aklımdan cıkmayan insanı arıyorum hemen, ilk sigaramı bile o sırada yakıyorum. Sigaramı saran, yadırgamayan, sorgulamayan, omuz aramama gerek kalmayan o insanı arıyorum. Ben yokken dısarda benim icin yaptıklarını duyuyorum, inanamıyorum , yanına götürün beni diyorum, onu görmek istiyorum cunku. Cokta konusmuyoruz aslında, sadece bakıyoruz. Yeniden beraber yan yana olmaktan aldıgımız keyfi, sanki elimizden tamamen almıslar sandıgımız bu mutlulugu konusursak bozarız gibi hissediyoruz belki de. Susuyoruz cunku icimizden konusuyoruz aslında. Artık biliyorum, seviyorum hemde cok seviyorum bidaha bırakmamacasına seviyorum. Baksa kimseyle hicbisey istemedigimi biliyorum artık! cunku gercekten seviyorum, kendini sevmeyen bir adamın bir kadını sevebilecegi kadar cok seviyorum. Sonra uyanıyorum, saate bakıyorum. Hava karanlık, sabah olmamıs daha. Bakıyorum tarih 26 Kasım pazartesi. Sasırıyorum, gercekten uyanıyorum, ama rüyadan degil sanki gercekten uyanıyorum. Kafamı kaldırıyorum, o sırada belki de görmek isteyecegim tek kisiyi görüyorum, hicbirsey söylemiyorum anlıyor o zaten beni. Elini basıma koyuyor, “bosver kardesim sıkma canını herseyi halledicez yavas yavas zamanla” diyor… Anlamıyorum ilk basta, sarsılmısım biraz. Olan bitene anlam vermek istiyorum. Sigara icermiyiz diyorum; “iceriz tabi Cankus” diyor...

Ne kadarı rüya ne kadarı gercek anlayamıyorum, dusunuyorum konusulanları, hatırlamaya calısıyorum bana bunları söyleyen ismi, rüyadan önceki kısımları, insanın kendini en az sevdigi zamanlarda, en cok bir kadını sevdigini söyleyen arkadasımı. Sonrada yeniden farkına varıyorum, icimden konusan bu ses hic isim vermedi ki bana, ben yuksek sesle soyleyebilene kadar anlatıyor bana yıllardır. Belkide aynen böyle sevmistim bu kadını, kendimi sevmedigim gunlerde

Dinlenmeyi en cok sevdiğim adamın, gunlerce dinleyebilecegim en yakın dostu artık dinleyemiyor mesela bu sarkıyı, eskiden sevdigini hatırlatıyor ona, ama herhangi bi sekilde bi bitiş daha iyi hic anlatılmamısken onla kapatmak en güzeli….

MORISSEY-  I KNOW IT´S OVER 

23 Kasım 2012 Cuma

"görmekten bıktığı yüzlerden uzakta oturup, görmekten bıktığı bir yüzü görebilecek kadar sarhoş olmaya gelmişti"  Hakan GUNDAY --Az--

böyle bi aksam olması, böyle bir aksama kavusabilme umuduyla,
serefe... 
we are outsiders, you and i!!  watchig everybody else ,pretending just like them but noone only we know.
best we can hope to find a place we dont have to pretend... a place feels like home...

hersey cok güzel olacak



Hersey cok guzel filan olmayacak, eskisi kadar da guzel olmayacak zaten aslında hicbisey hicbir zama cok guzel olmadı ki! En fazla hersey yine her zaman ki gibi olacaktir, onunla yetinemeyen sendeyse eger kabahat; kızmak, isyan etmek yerine susacaksın yavas yavas kaybolacaksın once kendi icinde, sonra da kalabaligin....

merhaba...

yeniden yazmaya basladim, istemeden aslinda.... hicbir zaman keyif alarak baslamadim yazmaya zaten, herzaman yalnızlıgımın, artik icimde tutamadiklarimin, paylasma ihtiyacımın sonucu oldu. iyilestiriyor aslinda beni yazmak, rahatlatıyor. Defterlere, kagıtlara, sayfalarca cok yazdim ama bir süre de burdan yazalim bakalım, daha iyi gelecektir, daha iyi hissettirecektir belkide...
Kimseye anlatamadigim zaman derdimi, paylasamadıgım zamanlarda sevincim; kimseye ulasma kaygım olmadan buradan dökerim icimi herkes icin en güseli...
cokta uzatmadan herkese merhabalar diyelim simdilik...