Dinlemeyi sevdiğim herkesten hemen herseyi dinlemeyi de seviyorum,
katılmasam da kızsamda hayata dair paylasacaklari yasanmisliklari varsa eger
karsımda ki insanin uzunca anlatsın beni de dusundursun isterim hep. Birinden dinlemistim
sevmek, hayat paylasmakla ilgili bisiler…
“insan ne kadar az severse kendini, en cok o zaman seviyor sanırım
baskasını...” diyerek kafa göz girmisti konuya;
“en cok o zaman
ihtiyac duyuyor insan sevmekten cok sevilmeye galiba... kendini sevmiyorsun
daha buyuk bi yuk dusunebilirmisin baskasıyla paylasmaya ihtiyac duyabilecegin?
iyi hissetmek, hala sende de sevilecek bisiler kaldıgını, yada zaten
oldugunu duymak ,bilmek, inanmak en önemlisi hissetmek istiyor insan…
yasadigin hayattan, yaptiklarindan memnun degilsen, baskalarinin
mutluluklari hep siranin daha önünde yer alıyorsa mecburi sorumluluklar
yuklenmisken omuzlarına, herhangi bi canli icin hayatta kalma mücadelesi olarak
adlandrılacak sürec senin ömrüm olarak kabul goruyorsa; o siralar cok
seviyorsun sanırım baskalarini, sen haricindekileri, geri kalan herkesi! Seni sevsinler
istedigin icin belki de. İste en cok o zaman seviyor bir adam bir kadını. Cok tanımadan
seviyor hatta bilmeden. Seni anlayacak insanlara ihtiyac duydugun zamanlarda
seni anlayan, yanında olan seni seven bi kadın! Hemde herseyinle! Kendine olan
kızgınlıgın, icinde yasattıgın hayal kırıklıkların orda degilmis gitmisler
yoklarmıs gibi. Guclusundur yeniden, gücün yeter herseye, yeniden gidersin
alayına! Kendini dusunmezsin eskisi kadar artık, daha az yargılar, daha az
kızarsın kendine. Onun, senin onu sevdigin kadar sevmesine bile gerek yoktur
seni, hatta cok sevmesine dahi gerek yoktur, sana öyle hissettirse kendini
kandırabilsen bir süre yeter sana. İste en
cok o zaman seversin bir kadını, sevmekten cok sevilmeye ihtiyacın oldugu icin
cok seversin.! Bana katılmazmısın bu konuda ´kendini cok seven insanlar, sen
ben kadar sevemezler baska seyleri, kendilerini severler zaten hemde herseyden
cok, neden sevsinler ki baskalarını senin, benim sevdigim gibi?!´ Yasım cokta
yok benim ama cok yasadım kendimce, cevremde cok yasadım diyenlere göre, ben böyle
gordum arkadas, en cok sen ben gibiler severler! Kendimizi sevmeyiz cunku tek
mutluluk vardır bizim icin sevdigimiz insanın mutlulugu. Unutmusuzdur bile
gercek mutlulugu, o yuzden baskasını severiz biz, hemde cok severiz. Anasını sevmeyene
kızarlar keza babasını sevmeyene de, ayıplarlar söyletmez anlamazlar; ama
kendini sevmeyenlerin farkına bile varmaz kimse, söyleyemezsin bile ben kendimi
sevemiyorum, oldugum adamı sevmiyorum die! Kendin bile sevemedigin bir adamı baskası
sevsin istersin, belki o zaman sende
yeniden seviyormus gibi yapabilirsin diye . İste o yuzden baskasını severiz
biz, hemde cok severiz.!”
Uzun süre sustum, dusundum, sindirdim diyemem sindirmeye calıstım
aslında…
Gördügüm rüya geldi aklıma; Amerikadaydım yine yazdı Agustos
sanki, rüya ya iste beni arıyorlarmıs Amerikada! FBI ajanları filan varmıs beni
takip eden. Baskın yapıyorlar, kapıları kırıp ellerinde silahlar; alıp
goturuyolar. Evde yalnız da degilim kalabalıgız ruyamda. Artık olan bitene,
basıma gelenlere o kadar alısmısım ki buna da cok sasırmıyorum rüyamda olsa
bile! Bu nasıl rüya demiyorum! Tek kisilik hucreye koyuyorlar beni, bir basıma
herkesten ayrı hapisane de bile olabilecek en tenha en yalnız köseye. Belki de
onlar bile bikac gun sartlar ne olursa olsun yalnız kalırsam iyi gelir bana,
biraz kendimi dinlerim diye dusunuyorlar. O kadar mı yakından izlediler acaba
beni, onlar bile mi anladılar yorgulugumu, bıkkınlıgımı, mutuszlugumu diye ruya
icinde ruya görüyorum. Ne olacagımı bilmiyorum, sucumu da kestiremiyorum
aslında, konusamıyorumda kimseyle duvara bakıyorum sessiz sessiz. Olmaması gereken
bişiler hissediyorum ama, sadece bi insanı dusunuyorum o sırada, sadece biran
önce ona ulasmak haber vermek istiyorum.
FBI ajanlarıyla gecen sorgular, 4 duvar, tek sıra beton oturaktan
kaldırıyorlar beni 2 gun sonra, cıkabilirsin diyorlar, ama ulkene don durma
buralarda. Cıkıyorum aklımdan cıkmayan insanı arıyorum hemen, ilk sigaramı bile
o sırada yakıyorum. Sigaramı saran, yadırgamayan, sorgulamayan, omuz aramama
gerek kalmayan o insanı arıyorum. Ben yokken dısarda benim icin yaptıklarını
duyuyorum, inanamıyorum , yanına götürün beni diyorum, onu görmek istiyorum
cunku. Cokta konusmuyoruz aslında, sadece bakıyoruz. Yeniden beraber yan yana olmaktan
aldıgımız keyfi, sanki elimizden tamamen almıslar sandıgımız bu mutlulugu
konusursak bozarız gibi hissediyoruz belki de. Susuyoruz cunku icimizden
konusuyoruz aslında. Artık biliyorum, seviyorum hemde cok seviyorum bidaha
bırakmamacasına seviyorum. Baksa kimseyle hicbisey istemedigimi biliyorum
artık! cunku gercekten seviyorum, kendini sevmeyen bir adamın bir kadını
sevebilecegi kadar cok seviyorum. Sonra uyanıyorum, saate bakıyorum. Hava karanlık,
sabah olmamıs daha. Bakıyorum tarih 26 Kasım pazartesi. Sasırıyorum, gercekten
uyanıyorum, ama rüyadan degil sanki gercekten uyanıyorum. Kafamı kaldırıyorum,
o sırada belki de görmek isteyecegim tek kisiyi görüyorum, hicbirsey
söylemiyorum anlıyor o zaten beni. Elini basıma koyuyor, “bosver kardesim sıkma
canını herseyi halledicez yavas yavas zamanla” diyor… Anlamıyorum ilk basta,
sarsılmısım biraz. Olan bitene anlam vermek istiyorum. Sigara icermiyiz diyorum;
“iceriz tabi Cankus” diyor...
Ne kadarı rüya ne kadarı gercek anlayamıyorum, dusunuyorum
konusulanları, hatırlamaya calısıyorum bana bunları söyleyen ismi, rüyadan önceki
kısımları, insanın kendini en az sevdigi zamanlarda, en cok bir kadını sevdigini
söyleyen arkadasımı. Sonrada yeniden farkına varıyorum, icimden konusan bu ses
hic isim vermedi ki bana, ben yuksek sesle soyleyebilene kadar anlatıyor bana
yıllardır. Belkide aynen böyle sevmistim bu kadını, kendimi sevmedigim gunlerde
Dinlenmeyi en cok sevdiğim adamın, gunlerce dinleyebilecegim en
yakın dostu artık dinleyemiyor mesela bu sarkıyı, eskiden sevdigini
hatırlatıyor ona, ama herhangi bi sekilde bi bitiş daha iyi hic anlatılmamısken
onla kapatmak en güzeli….
MORISSEY- I KNOW IT´S OVER


